‘Ben değersiz biriyim’ diye kendinize haykırmayışınız tek başına değersiz hissetmediğiniz anlamına gelmez. Değersizlik hissi daha sessiz bir yerden varlığını gösterebilir. Bazen; size duyulan sevgiyi ve gösterilen değeri kabul edemediğiniz, bunu göstereni değersiz gördüğünüz bir yerden gösterir kendini. Bazen; ilişkilerde yaptığınız fazla fedakarlık ile gösterir. Başarılarınızı azımsadığınızda, hayır diyemediğinizde, kendinizi suçladığınız yerlerde ve dahası.. Yani kendimi sevmiyorum ben değersiz biriyim diye düşünmenize yada söylemenize gerek yoktur.
Kendimizi değersiz hissettiğimiz yerlerde, diğerlerini daha değerli gördüğümüz bir taraf vardır. Ben neye göre değersizim? Değerli algıladığım başka insanlara göre. Başkasına değer vermek demiyorum, başkasını değerli algılamak diyorum.
Kendini değersiz hisseden biri için, ötekisi ya kendinden daha değerlidir ya da kendinden daha değersiz.
Değersizlik yaşayan kişi ‘kendini reddetme olasılığı yüksek’ kişilere önem verirken, ‘kendini olduğu gibi kabul eden’ kişileri küçümseyebilir. Sonuçta değerli olmayan birine değer veren kişi ya değersizdir ya da aptal(!) diye düşünür.
Değersizlik duyguları yaşayan kişi kendi gerçek benliğini kabul edemez. Oysa insan gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır.
Değersizlik duygusu kökenini büyük ölçüde çocukluk yaşantılarından alır:
Bağlanma kuramı çerçevesinden baktığımızda; çocukların kendilik değeri algısı birincil bakım verenleriyle kurdukları ilişki üzerinden şekillenir (anne, baba, anneanne, bakım veren kim ve kimler ise)
Aklınıza ilk gelen ‘Ben sevgiyle büyüdüm, ne alakası var’ olabilir. Ancak mesele sevgiyle büyümüş olmanız değil, sevgiyi ne şekilde ve hangi koşullarda aldığınızdır. Geriye dönüp baktığınızda; olduğunuz halinizle kabul edilmeyeceğinize inanıp, sevilmek için çabalamanız gereken zamanlar oldu mu? Uslu çocuk olmak, başarılı olmak, sevmediği yemeği yemek, söz dinlemek vb.
Nesne ilişkileri perspektifinden baktığımızda; çocuk kendisini ona bakım veren kişinin duygusal yansıması aracılığıyla tanır. Bu süreçte çocuğun duyguları fark edilmezse, önemsenmeyip yok sayılırsa ya da küçümsenir ise çocuğun kendilik değeri ile ilgili olumsuz inançlar gelişir.
Bugün sosyal medyada ailelerin çocuklarının komikliği olarak paylaştığı bir çok içerikte bunu görüyorum. Çocuğu ağlatacak ortamı yaratıp, ağladığı durumun komikliğine(!) gülen ebeveynler. Amacım eleştirmek değil çünkü çocuklarına zarar verdiğini düşünerek yapmadıklarını biliyorum. Bu sebeple amacım farkındalık yaratmak. Ebeveyn bu videoyu çekerken orada gerçek bir olumsuz duygu yaşayan ve bunun önemsiz, uygunsuz olduğunu hisseden bir çocuk var. O sırada kendilik algısına dair olumsuz inançlar yüklenen bir çocuk belki de.
Şema terapi perspektifinden baktığımızda; sürekli eleştirilme, kıyaslanma, aşağılanmaya maruz kalma, duygusal olarak ihmal edilme, duygusal/fiziksel istismara uğrama gibi çocukluk deneyimleri; kusurluluk/utanç şeması, duygusal yoksunluk şeması, terk edilme şeması gibi olumsuz şemaların oluşumuna sebep olmakta.
Değersizlik duygusunun uzun süreli ve yoğun yaşanması; bazı psikolojik zorlukların oluşmasına ya da mevcut zorlukları sürdürmeye sebep olabilir.
Bilimsel çalışmalar değersizlik duygusunun majör depresif bozukluğun temel bilişsel bileşenlerinden olduğunu göstermektedir.
Yaygın anksiyete bozukluğu, sosyal kaygı bozukluğu, performans kaygısı gibi durumlarda; değersizlik duygusu yetersizlik hissi, reddedilme korkusu, eleştirilme beklentileri ile varlığını gösterebilir.
İlişkisel sorunlarda değersizlik duygusu terk edilme korkusu, aşırı fedakarlık, onay bağımlılığı, sınır koyamama, sağlıksız ilişkileri sonlandıramama gibi durumlar ile kendini gösterebilmektedir.
Araştırmalar düşük benlik değeri ve değersizlik duygusunun yeme bozuklukları ile güçlü ilişkisini de ortaya koymaktadır.
Değersizlik duygusu kişinin hata yapma toleransını düşürdüğü için mükemmelliyetçilik, kendine sert eleştirlerde bulunma, aşırı kontrol ihtiyacı gibi durumlara sebep olabilir.
Özetle;
Değersizlik hissi kişinin gerçek değerinin karşılığı değildir. Büyük ölçüde çocukluk dönemi yaşantıları ile gelişen bir inanıştır.
Değersizlik duygusu basit bir özgüven sorunu değil, birçok psikolojik meselenin temelinde yer alabilen duygusal bir yapıdır.
Her zaman ‘Ben değersizim’ diyerek kendini göstermez, daha sessiz ve içsel belirtileri olabilir.
Değersizlik duyguları yaşayan kişi kendi gerçek benliğini kabul edemez. Oysa insan gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır.
